Kupa Terapisi

KUPA TEDAVİSİ

Kupa terapisi sporun dışında ağrı, inflamasyon/iltihap, solunum yolu enfeksiyonları ve zona dahil olmak üzere çeşitli sıkıntıları hafifletmek için denenmektedir.

Kupa terapisi çok uzun bir süredir devam etmekte ve nesilden nesile aktarılmaktadır. Farklı kültürlerde de kullanılmakatadır.

Bardak çekme, kupa çekme olarak bilinen kupa terapisi, küçük bir kabın kullanımıyla cildin yüzeyine vakum oluşturularak yapılan geleneksel bir tedavi şeklidir. Nispeten ucuzdur ve invaziv (girişimsel) değildir. Günümüzde kupa terapisi, akupunktur noktalarına uygulanmaktadır.

Genelde geleneksel Çin Tıbbı ile ilişkilendirilmesine rağmen, kupa terapisi yüzyıllar boyunca ayurveda tıbbında, Arap tıbbında (El-Hijama), Mısır, Antik Yunan ve Roma şifa uygulamalarında kullanılmıştır.

Kupa terapisi, kan akışını harekete geçirmek için kısmi bir vakum oluşturmak amacıyla ısıtılmış bir kapağın deriye uygulanmasıyla olur.

Günümüzde artık cam bardaklar kullanılmaktadır, ancak daha eski zamanlarda bambu, metal veya topraktan yapılmış bardaklar yaygın olarak kullanılmaktaydı.

Vakum, alkole batırılmış ve tutuşturulmuş bir pamuklu çubuğun bir kaba sokularak kabın ısıtılması ve içindeki oksijenin alınmasıyla cilde hızlıca kapatılır. Kupa cilde uygulanır (genellikle sırt ve omuzlar üzerinde) ve kupa soğurken bir vakum oluşur. Bir bakımdan, kupa terapisinin etki mekanizmaları akupunktur ile örtüşmektedir.

• kuru sabit: fincan tek pozisyonda kalır

• ıslak yüzeysel (hacamat): kanın biriktiği yerde insizyonlar açılır ve vakum aracılığıyla kan çıkartılır

• hareketli kupa: kupa deri boyunca hareket ettirilir

• moksibusyon: kurutulmuş bitkiler yakılır

• akupunktur ile kupa tedavisi

• ilaçlar ile kupa terapisi: krem veya merhemin kullanılması

Kupa terapisinin süresi genellikle 5-10 dakika arasındadır. Farklı etkiler için de farklı boyutta kupalar, farklı basınçlar ve uygulama süresi uygulanabilir. Kupa tedavisi sonrası kalan iz ısı derecesine, kupa boyutuna, kupanın vücut üzerine durma süresi, ve kişinin sağlık durumu ile orantılıdır. Kupa terapisinin kullanım sıklığı ve uygulandığı şekile göre ciltte renk değişimi görülmektedir. Kupa terapisi sonucunda oluşan renk değişikliğini ölçmek için de bir ölçek geliştirme eylemi bulunmaktadır.

Kupa terapisi ile ilgili 5,958 bilimsel yayın ve 638 klinik çalışma bulunmaktadır. Bu 27,781 yayın ve 4,623 klinik çalışmaya sahip akupunktur ile kıyaslanınca zayıf kalmaktadır. Kupa terapisinin temel sorunlardan bir tanesi, birçok geleneksel, tamamlayıcı ve alternatif terapi gibi, plasebo etkilerinin gerçek veri olarak kabul görülmesidir. Son zamanlarda uydurma kupa terapileri de ortaya çıkmaya başlamıştır.

Kupa terapisinin etki mekanizmasını anlamak için iki yaklaşım bulunmaktadır.

1. Geleneksel Çin tıbbına göre kupa terapisinin Ying ve Yang’ı dengelediği ve chi akışını denetlediğine inanılmaktadır.

2. Batı tıbbına göre kupa terapisi fiziksel bir basıncı ortaya çıkartmaktadır ve bu basınç, sinirleri ve endokrin (hormonal) tepkileri tetiklemektedir. Bu durumlar belli bölgelerde ve sistematik olarak olmaktadır.

Kupa terapisinin bilimsel olarak tam kabul edilmemesindeki sebep, mevcut modern tedavilerle yeteri kadar karşılaştırmalı sonuçlarının olmamasıdır. Ancak eğer kupa terapisiyle ilgili daha çok deney ve gözlem yapılır ise ileride tıbbı bir tedavi olarak kullanılabilir ya da etkili olmadığı durumlar daha net bir şekilde ortaya çıkabilir.

Kupa terapisinin arkasındaki hipotez, kupanın cilt üzerindeki sinirleri uyarması sonucu nöroendkorin ve bağışıklık sistemi hücrelerinin aktifleşmesi iddiasıdır.

Kupa terapisi, deriyi besleyen damarları genişletir. Takiben kılcal damarlara yoğun bir kan akışı ve bunun sonucunda kılcal damarlarda yırtılmalar ile ekimozlara (morluklara) sebep olmaktadır. Ciltteki bu ekimoz alanları, kanın inflamatuvar (iltihabi) hücrelerini harekete geçirir, bu bölgeye çeker ve bölgesel akut inflamasyonlar oluşur.

Kas ağrılarının giderilmesi, dünya çapında kupa terapisinin önde gelen kulanım amacıdır.

Arap araştırmacılar tarafından 80 kişinin katılımıyla yapılan bir klinik çalışmada, belli bir nedeni olmayan bel ağrısı için ıslak kupa terapisinin güvenliği ve etkinliği değerlendirildi. Çalışma sonucunda, kontrol grubuna göre kupa terapisi gören kolda, ağrı skorlarında anlamlı iyileşmeler olduğu gözlemlendi ve kupa terapisi gören koldaki iyileşme seanstan 2 hafta sonraya kadar devam ettiği raporlandı.

200 kişiyle yapılmış olan 4 farklı kliniksel çalışmanın meta-analizinde, nonspesifik (belli bir nedene bağlı olmayan) boyun ağrılarının yarattığı ağrı, hareket kısıtlılığı ve yaşam kalitesi sonuçlarında anlamlı iyileşmeler raporlandı.

Kupa terapisi için özel bir ilgi alanı, herpes zoster veya zona ile ilgili ağrılardır. Zona ağrısında ıslak kupa terapisinin etkinliğini değerlendiren 651 hastayı kapsayan toplam sekiz randomize kontrollü çalışma, bir meta-analize dahil edildi. Meta-analiz sonuçlarına göre ıslak kupa terapisi, postherpatik nevralji olarak bilinen zona ağrısında, ilaca benzer etkinlikte bulundu.

Fibromyalji; yaygın kas ağrıları, yorgunluk, bitkinlik ve uyku bozukluğu ile seyreden kronik bir hastalıktır. Kupa terapisinin fibromyaljide etkili olduğunu düşündüren çalışmalar olmakla birlikte, fibrimyaljide kupa terapisinin sonuçlarını plasebo etkisine bağlayanlar da olmuştur.

Ağrıların giderilmesi için kupa terapisi ile ilgili çalışmaların kalitesi çok değişkendir. Bununla birlikte kupa terapisi, ağrı rahatlama açısından bazı faydalar sunuyor gibi görünmektedir.

Kupa terapisinin bağışıklık sistemini nasıl etkilediğine yönelik yapılan çalışmalar hem küçük çaplıdır hem de çok az sayıdadır. Bu nedenle kupa terapisi ve bağışıklık hakkındaki veriler doğrultusunda uzmanlar net bir şey söylemenin zor olduğunu belirtmekteler.

Bu konuda yapılması planlanan ancak henüz yapılmayan çalışmalar vardır. Sınırlı veriye sahiptir; küçük çaplı çalışmalar, kupa terapisinin hipertansiyon azaltmada kısa vadeli bir rol oynayabileceğini düşündürmektedir.

2015 yılında akne vulgaris (sivilce) için alternatif tıp uygulamalarının gözden geçirildiği bir çalışma sonucunda kupa terapisinin akne tedavisinde hiçbir yararı olmadığı görüldü.

Akut cilt lezyonlarında veya diğer dermatolojik sorularda kupa terapisi önerecek güçte çalışmalar yoktur, hatta sedef gibi durumları daha da kötüleştirebilmektedir.

Kabızlık için kupa terapisinin denendiği birçok çalışma bulunmaktadır. Kabızlık, özellikle çocuklarda artan bir sorundur. Pediatrik doktor ziyaretlerinin %3-5’inin kabızlık ile ilişkili olduğu tahmin edilmektedir. Bu ziyaretlerin % 90’ından fazlasında kabızlığın belli bir nedeni yoktur ve bu, fonksiyonel kabızlık olarak bilinmektedir.

İran’dan çıkan bir çalışmada fonksiyonel kabızlığı olan 120 çocuk rastgele iki kola ayrılıp 12 hafta takip edildi. Bir gruba karın ön kısmına kuru kupa terapisi, diğer gruba standart laksatifler uygulandı. Sonuçta iki tedavinin de neredeyse aynı sonucu sağladığı raporlandı. Başka bir çalışmada da kabızlık için hareketli kupa terapisinin sonuçları olumu çıkmıştır.

Mide ülseri için kupa terapisinin denendiği bir klinik çalışma bulunmamaktadır.

Kupa terapisi ile ilgili alınması gereken önlemler vardır. Kanama bozukluğu olan veya kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde aşırı kanama riski olduğu için kupa terapisinden uzak durmaları gerekir. Kupa terapisi çatlak cilt veya enfeksiyon bölgelerine uygulanmamalıdır. Kupa terapisi sırasında sterilite koşullarına dikkat edilmeli ve deri zarar görüp görmediği yönünden takip edilmelidir.

Kupa terapisi sırasında kötü hijyen uygulamaları ile ilgili omurga apseleri vakaları gözlenmiştir. Özellikle ıslak kupa terapisi daha fazla enfeksiyon ve yan etki riski taşımaktadır.

Derin ven trombozu (toplar damar tıkanıklığı) olan kişilerde, pıhtının yerinden oynayıp akciğerlere ve beyne gitme riski nedeni ile kupa terapisi tavsiye edilmez.

Epilepsi nöbeti öyküsü veya periferik ödemde (bacak ve kollarda şişlik) güvensizdir.

Karotis (şah) damarları üzerinde kupa terapisi gören bazı hastalarda inmeye neden olan karotis kan damarlarının yırtılma vakaları rapor edilmiştir.

Sonuç

Kupa terapisi, çeşitli vücut ağrıları ve kabızlık için yararlı olabilir. Bununla birlikte her derdin şifası olmaya çok uzaktır ve bu hali ile akupunktura benzer klinik tamamlayıcı etkiye sahip olduğu söylenebilir. Ayrıca kimlere ve hangi durumlara uygulanmaması gerektiğine dikkat edilmeli ve hijyen koşullarına uyulmalıdır.